<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>        <rss version="2.0"
             xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
             xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
             xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
             xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
             xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
             xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
        <channel>
            <title>
									Hukuki Ayna Forum - Son konular				            </title>
            <link>https://hukukiayna.com/forum/</link>
            <description>Hukuki Ayna Tartışma Forumu</description>
            <language>tr</language>
            <lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 19:01:18 +0000</lastBuildDate>
            <generator>wpForo</generator>
            <ttl>60</ttl>
							                    <item>
                        <title>İhraç Sonrası Göreve İade Edilenlerin Tazminat Davası Dilekçesi</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/idari-dava-dilekceleri/ihrac-sonrasi-goreve-iade-edilenlerin-tazminat-davasi-dilekcesi/</link>
                        <pubDate>Fri, 13 Dec 2024 19:41:24 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI`NA



…………



DAVACI  : İsim-Soyisim, Tc Kimlik No ve Adres



DAVALI  : Milli Savunma Bakanlığı/Ankara&nbsp;



DAVA KONUSU : ………. olarak görev yaparken …...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI`NA</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>…………</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>DAVACI</strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong>:</strong> İsim-Soyisim, Tc Kimlik No ve Adres</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>DAVALI</strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong>:</strong> Milli Savunma Bakanlığı/Ankara&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>DAVA KONUSU</strong><strong> </strong><strong></strong><strong>:</strong> ………. olarak görev yaparken …. sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmam sonrasında OHAL Komisyonuna yaptığı başvurunun kabulü/…… İdare Mahkemesi kararı ile kamu görevine iade edilmem nedeniyle, hukuka aykırı olduğu OHAL Komisyonu/Mahkeme kararıyla anlaşılan kamu görevinden çıkarılmama ilişkin işlem nedeniyle uğramış olduğum manevi zararın karşılığı olarak 100.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tarafıma ödenmesi talebinden ibarettir.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>BAŞVURU TARİHİ</strong><strong> </strong><strong></strong><strong>:</strong> XXXXX</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>(ZIMNİ) RET TARİHİ</strong><strong> </strong><strong>:</strong> XXXXXX</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>AÇIKLAMALAR</strong><strong> </strong><strong>:</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>1.</strong> …………….Komutanlığı emrinde ………… olarak görev yaparken ………. tarihli resmi gazetede yayımlanan …… sayılı KHK`ya ekli listede isminin yer alması ile kamu görevinden çıkarıldım. Bu karara karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurdum. Komisyon`un …….. tarih ve ………. Karar nolu kararıyla başvurum kabul edilerek kamu görevine iademe karar verildi. / Bu karara karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığım başvurumun reddi üzerine açtığım iptal davasında Ankara … İdare Mahkemesinin ……. Tarih ve ………. Esas-Karar kararıyla davamın kabulüne ve kamu görevine iademe karar verildi. <strong>(EK-1)</strong>. Daha sonra …… Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı`nın ………. tarih ve ……… konulu yazısıyla <strong>(EK-2)</strong>, ……………………………. Komutanlığına atandım. Bunun üzerine …….. tarihinde yeni birliğime katılış yaptım.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>2.</strong> Kamu görevine iade edildikten sonra, kamu görevinden çıkarılarak statü dışı kaldığım dönemi kapsayan maaşlarım geçmişe dönük olarak ödenmiş ancak hukuka aykırı ihraç işlemi ile ilgili manevi zararlarım karşılanmamıştır.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>3.</strong> Kamu görevine iade edildiğim tarihte yürürlükte bulunan 7145 sayılı Kanunun "Kararların Uygulanması” başlıklı 10. maddesinde; <em>"Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz."</em> düzenlemesi yer almaktaydı. <strong>Ancak söz konusu düzenlemede yer alan </strong><strong><em>"Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz."</em></strong><strong> cümlesi, 12.01.2023 tarih ve 32071 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli, 2018/137 Esas ve 2022/86 Karar sayılı kararı ile </strong><strong>iptal edilmiştir</strong><strong>.</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>4.</strong> Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının Resmi Gazete de yayımlanmasına müteakip manevi zararlarımın karşılanması maksadıyla …….. tarihli dilekçeyle davalı idareye başvurdum <strong>(EK-3)</strong>. Ancak bu başvuruma davalı idare tarafından halen hiçbir cevap verilmeyerek başvurum ……… tarihinde zımnen reddedilmiştir. Bu nedenle işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuştur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>5.</strong> Anayasa Mahkemesinin iptal kararı incelendiğinde; <em>"459. Kural kapsamında göreve iade edilenlerin kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacakları öngörülmekle bu kişilerin tedbir işleminin haksız uygulanmasından dolayı uğrayabilecekleri maddi ve manevi zararları giderme fırsatını ortadan kaldırılmaktadır. </em><strong><em>Kamu makamlarının hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle zarara uğradığını iddia eden kişilere dava açma imkânı verilmemesi, devletin kişinin maddi ve manevi varlığına yönelik müdahalelere karşı etkili giderim mekanizması sağlama yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.</em></strong><em>" </em>gerekçesine yer verildiği görülmektedir.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>6.</strong> Anayasanın 125. maddesine yer alan; <em>"</em><strong><em>İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğun zararı ödemekle yükümlüdür</em></strong><em>.”</em> hükmü ile idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü kılınmıştır. Görev yaptığım süre boyunca her değerin üzerinde tuttuğum görev bilincim ve meslek aşkım, ülkeme sadakatle olan bağıma karşın, hakkımda uygulanan haksız işlem sebebiyle elem ve ıstırap yaşadım. Davalı idare bünyesinde mesleğimde ilerlemeyi, takdir edilmeyi beklerken FETÖ/PDY ile irtibatlandırıldım. Manevi zarar, kişinin şahıs varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilme olup, kişinin kendisinin veya yakınlarının şan, şeref, kişilik hakları ve vücut bütünlüğüne yönelik eylem ve işlemler nedeniyle duyduğu derin ruhsal ve bedensel acı, üzüntü olarak tanımlanmaktadır. İdarenin mali sorumluluğuna gidilmesi suretiyle oluşan acı ve üzüntünün kısmen de olsa maddi edimlerle telafi edilmesi gerekmektedir. İdarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle üzüntü ve keder yaşadığım sabittir.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>7.</strong> Bu bağlamda hukuka aykırı ihraç işlemi sebebiyle uğramış olduğum manevi zararlar özetle aşağıdaki gibidir;&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>- Öncelikle haklı bir gerekçe olmadan ihraç edildim.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>- Silahım ve askeri kimliğim elinden alındı, sosyal tesislere girişim yasaklandı.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>- Çalışmakta olduğum iş yerinde meslektaşlarım içerisinde rencide edilerek terör örgütü üyesi yaftası ile yaftalandım ve onurum kırıldı.&nbsp;&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>- Sadece haksız ve hukuka aykırı olduğu ortaya çıkmış olan ihraç işleminin gerekçesinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik iddiası bile başlı başına asla devletin aleyhine hareket eden bir örgütün üyesi olamayacak olan şahsımın vicdanını yaralarken bir de ……… sayılı KHK ile görevlerine son verilen kamu personeli listesiyle internet ortamında açık bir şekilde ismimin yayınlamasıyla ailem ve akrabalarım içerisinde gururu kırıldı ve rencide edildim.&nbsp;&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>- İhraç edilmemden görevime iade edildiğim tarihe kadar geçen sürede evimi ve ailemi geçindirmek için yapmış olduğum iş başvurularında ''KHK’lı olmam'' karşıma çıkmış olup işe giremedim ve ailemin geçimini sağlayamadım.&nbsp;&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>- Hakkımda uygulanan yurt dışına çıkış yasağı ile Anayasamızda korunan temel insan haklarından seyahat hürriyetim engellendi.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>8.</strong> Dava dilekçem ile aynı kapsamda açılmış davalarda, gerek ilk derece gerekse Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen kararlarda yer alan açıklamalara bakmak gerekirse;&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>a.</strong> Ankara 3. İdare Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli, 2022/2320 Esas ve 2023/101 Karar sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 01.02.2023 tarihli, 2022/718 Esas ve 2023/215 Karar sayılı kararlarında <strong>(EK-4)</strong>; <em>"...Anayasa Mahkemesinin 12 Ocak 2023 gün ve 32071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve 2018/137, K:2022/86 sayılı kararı ile; "Bu itibarla terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatları bulunmadığı tespit edilerek görevlerine iade edilen personelin farklı bir statüde atanmalarını imkân tanıyan kurallar nedeniyle öngörülen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğu ileri sürülemez."</em> gerekçesi belirtilerek; 7075 sayılı Kanunun 10. maddesine, 7145 sayılı Kanunun 23. maddesi ile ilave edilen A bendinin iptaline karar verilmiştir.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Anayasa Mahkemesinin bu kararı 12 Ocak 2023 gün ve 32071 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal ederken ileri tarihli bir yürürlük süresi öngörmemiştir. Dolayısıyla, anılan karar Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir. Belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması üzerine tesis edilen idari işlemlerin iptali istemiyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin, uyuşmazlığa konu idari işleme dayanak alınan kanun maddesine karşı Anayasanın 150. maddesi uyarınca iptal davası açılması veya 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla yapılan başvuru sonucunda ilgili kanun maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bu nedenle, Anayasanın 153. maddesine göre, yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerektiği tabiidir. Bu durumda; dava konusu işleme dayanak alınan, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 10/A maddesi iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinin 2018/137 esasına kayden açılan iptal davasında, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve 2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 10/A maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmekte olup, dava konusu işleme esas alınan hükmün, Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi, kararın yürürlüğe girmiş bulunması karşısında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 125. maddesinin son fıkrasında yer verilen "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmü uyarınca, hukuka aykırılığı saptanan işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmektedir." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>b.</strong> Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2022 tarih ve 2022/1 Esas, 2022/4 Karar sayılı kararında <strong>(EK-5)</strong> da: <em>"...Başvuruya konu olan kararlar arasındaki aykırılık her ne kadar, Anayasa Mahkemesinin, 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinin iptali yolundaki kararının geriye yürüyüp yürümeyeceği hususundan doğmakta ise de; davacılar hakkında, 7075 sayılı Kanun uyarınca, yöneticilik görevlerinden önce bulundukları kadro unvanları dikkate alınarak tesis edilen atama işlemleri ya bu işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların reddi üzerine ya da hiç dava konusu edilmemek suretiyle kesinleşmiştir. Bu nedenle, aykırılığa konu uyuşmazlıklarda, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararının geriye yürüyüp yürümeyeceği hususu tartışılmayacaktır.&nbsp;</em></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><em>Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararı sonucunda yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı açıktır. Nitekim davacıların, oluşan bu yeni hukuki duruma göre, haklarında işlem tesis edilmesi için yaptıkları başvurular, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamındadır.&nbsp;</em></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><em>Bu nedenle, idarelerin, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine oluşan yeni hukuki duruma göre, davacıların 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yaptıkları başvuruları, ileriye dönük olarak, ilgili mevzuat, başvurucuların atanma yeterliliğini taşıyıp taşımadığı ve boş kadro durumu yönlerinden değerlendirmesi ve haklarında işlem tesis etmesi gerekirken; işin esası hakkında değerlendirme yapılmaksızın başvuruların zımnen ya da Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği gerekçesiyle reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir." </em>değerlendirmesi ile Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürüyüp yürümeyeceğine ilişkin tartışmalara da son vermiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin mezkur kararının önceye etkili olarak uygulanması gerekmektedir.&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>9.</strong> Kaldı ki ……. tarihinde kamu görevine iade edildim ve İYUK`un 13. maddesinde düzenlenen idareye başvuru sürelerine ilişkin zamanaşımı süresi de henüz dolmadı. Bu itibarla davamın süresinde olduğu açıktır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>10.</strong> Davalı idarenin haksız işleminden kaynaklı olarak derinden yaralandığım ve acı-elem duyduğum ortadadır. En dikkat çekici husus ise; Yüce Türk milletinin en güzide kurumlarından olan Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, her değerin üzerinde tuttuğum onurlu ve şerefli mesleğim olan ……….. görevinin elimden, FETÖ/PDY üyeliği iddiası ile alınması ve ''TERÖRİST'' olarak yaftalanmış olmamdır. Hukuka aykırı ihraç işlemi sebebiyle uğramış olduğum manevi zararlara bir nebze karşılık olabilmesi için hak ettiğim tazminatın ödenmesini talep etmek gereği hasıl olmuştur.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>DELİLLER</strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong>:</strong> Dava Dilekçesi ekinde sunulan evraklar ile her türlü yasal delil.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>HUKUKİ SEBEPLER</strong><strong> </strong><strong>:</strong> AİHS, Anayasa, İYUK, 7075 Sayılı Kanun ve ilgili her türlü sair mevzuat hükmü&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>SONUÇ VE İSTEM</strong><strong> </strong><strong></strong><strong>:</strong> Yukarıda açıklamaya çalıştığım nedenlerle ve Mahkemenizin de re’sen gözeteceği sair hususlar karşısında davamın KABULÜ ile;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>1-</strong> ………. olarak görev yaparken …. sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmam sonrasında OHAL Komisyonuna yaptığı başvurunun kabulü/…… İdare Mahkemesi kararı ile kamu görevine iade edilmem nedeniyle, hukuka aykırı olduğu OHAL Komisyonu/Mahkeme kararıyla anlaşılan kamu görevinden çıkarılmama ilişkin işlem nedeniyle uğramış olduğum manevi zararın karşılığı olarak 100.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tarafıma ödenmesine,&nbsp;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>2-</strong> Tüm yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederim. XXXXXXX (Tarih)</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>XXXXXXXXX</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong></strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong>(İsim-Soyisim)</strong> <strong></strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong>EKLER</strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong></strong><strong> </strong><strong>:</strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>1. OHAL Komisyonu`nun ………..Tarih ve ………. Karar Nolu Kararı / Ankara …. İdare Mahkemesinin ………. Tarih ve ………….. Esas-Karar Sayılı Kararı</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>2. ……… Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığı`nın ………… Tarih ve ……….. Konulu Yazısı</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>3. Davalı İdareye ……… Tarihinde Gönderdiğim Başvuru Dilekçesi</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>4. Emsal Mahkeme Kararları</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>5. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2022 Tarih ve 2022/1 Esas, 2022/4 Karar Sayılı Kararı</p>
<!-- /wp:paragraph -->]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/idari-dava-dilekceleri/ihrac-sonrasi-goreve-iade-edilenlerin-tazminat-davasi-dilekcesi/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>AİHM/YALÇINKAYA KARARINA KARŞI KAYSERİ AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN ALTERNATİFİ VAR MI?</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/aihm-karar-analizleri/aihm-yalcinkaya-kararina-karsi-kayseri-agir-ceza-mahkemesinin-alternatifi-var-mi/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 23:13:49 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Bilindiği üzere AİHM Büyük Daire Yalçınkaya kararıyla ByLock dahil, örgüt üyeliğiyle ilgili tüm davalarda kullanılabilecek argümanları belirledi ve kasıt unsuru açısından tüm dosyaların hak ...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<!-- wp:paragraph -->
<p>Bilindiği üzere AİHM Büyük Daire Yalçınkaya kararıyla ByLock dahil, örgüt üyeliğiyle ilgili tüm davalarda kullanılabilecek argümanları belirledi ve kasıt unsuru açısından tüm dosyaların hak ihlali mahiyetinde olduğunu ortaya koydu.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kısaca, 15 temmuz öncesinde kişinin “silahlı terör örgütü üyesi olma kastı”nın ortaya konması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanının bile “aldatıldık” dediği ortamda, Gülen grubu mensuplarının “terör örgütü üyeliği” kastını ortaya koymak mümkün görünmemektedir. Çünkü böyle bir kasıtları yok.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bu durumu Ankara Başsavcısıyken Harun Kodalak açık olarak söyledi;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><strong><em>“Elimizde doyurucu bir belge, delil yoktu!”</em></strong></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Hukukçu olmayan vatandaşların anlayacağı şekilde açıklayalım; bir kişinin suç işleyebilmesi için kasıtla; yani eylemin suç olduğunu bilerek ve sonuçlarını isteyerek hareket etmesi gerekir. Örneğin hırsızlık yapan kişi, aldığı malın başkasına ait olduğunu bilir ve kanundaki karşılığını bilmese dahi suç olduğunun farkındadır. Ancak örgüt üyeliğiyle ilgili davalarda mahkemeler, kişinin gerçekten bir silahlı terör örgütü üyeliği amacıyla mı yoksa bir tarikat veya cemaat mensubu olarak, suç olmayan bir hedefle mi hareket ettiği hususuna hiç girmeden; Bankasya’ya para yatırmışsın o zaman sen teröristsin, ByLock indirmişsin o zaman sen teröristsin, kabulleriyle hareket ederek dosyaları karara bağladılar. Tabi buna Yargıtay ve AYM de çanak tuttu. Bu büyük mahkemeler sonrasında da bu tür davalarda hukuka aykırılık yok dediler. Yani hukuk fakültesi birinci sınıfta okutulan ceza genel hükümler dersindeki “suçta manevi unsur” kavramını bir kenara bırakıp, otomatik bir kabulle kişileri cezalandırma yoluna gittiler.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>AİHM ise insanın yüzünü kızartacak şekilde açık ve net olarak, benim tabirlerimle;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>“sen kastı ortaya koymamışsın, halbuki senin kanunlarında da kasıt unsuru var, kendi kanununu uygulamamışsın, kanunsuz suç ve ceza olmaz, sen ise kanunda yazan kasıt unsurunu bir kenara bırakarak karar vermişsin, böyle olmaz”</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>diyerek, hak ihlali kararı verdi ve bunu Büyük Daire ile yaptı. Ayrıca diğer benzer dosyaları da kapsayacak şekilde açıklamalar yaparak, yol gösterdi. Yani bu tür dosyaların hepsinde bu hata/yanlışlık/hukuk bilmezlik/… var dedi.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Peki AİHM kararı sonrasında Yüksel Yalçınkaya hakkında mahkumiyet kararı veren Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi hukuk noktasında nasıl bir yol izleyecek, nasıl bir karar verecek?</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kabul ettiğini izah etmeye gerek yok. Ayrıca AİHM’nin yetkisini de kabul ettiğimiz izahtan vareste bir durum. Anayasa ve AYM Kanunu bunu açık belirtiyor.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Anayasanın 90/5. Maddesinde;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><em>“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004- 5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.</em></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Anayasanın 118/3 maddesinde;</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><em>“(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”</em></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Hükümleri yer almaktadır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Ceza Muhakemesi Kanununun 311/1-(f) Maddesinde de; “<em>Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.”</em>&nbsp;Denmektedir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi de Yalçınkaya kararı sonrası talep üzerine, tensip kararıyla AİHM kararına uyma kararı vererek duruşmayı 2. Nisan 2024 tarihine bıraktı. Ayrıca bir takım araştırmalar yapmaya başladı.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Ancak AİHM’nin vermiş olduğu karar ve içeriği incelendiğinde; silahlı terör örgütü üyeliği kastıyla hareket ettiği hususunu ortaya koyması mümkün olmayacak, zira ortada öyle bir kasıt yok.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Sonuçta ne olacak? Tabi ki beraat kararı verecek.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>AİHM kararının aksi yönde bir karar verebilir mi?</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Yargıtay 3. Dairesinin Can Atalay kararında olduğu gibi siyasi baskıyla farklı bir karar verme ihtimali akla gelebilir. Ancak Can Atalay kararında Yargıtay 3. Daire üyeleri yetkilerini aşarak suç duyurusunda da bulundular. Yalçınkaya kararı nedeniyle AİHM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunacak hakimin ise cezayı ehliyetinin tespiti maksadıyla tam teşekküllü bir hastaneye yatırılması gerekecektir.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri Yalçınkaya kararının aksi yönde bir karar verdiklerinde “hukuken intihar”<a href="https://hukukiayna.com/aihm-yalcinkaya-kararina-karsi-kayseri-agir-ceza-mahkemesinin-alternatifi-var-mi/#_ftn1"></a>&nbsp;etmiş olacaklardır. Yani bugün veya yarın haklarında başlayacak soruşturmalar sonrasında ceza almaları yanında, mesleklerinden de ihraç edileceklerdir. Avukatlık dahi yapamayacaklardır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Bir de sosyal boyutu olacak; hukuk fakültelerinde “kötü örnek” olarak anlatılacaklar ve tarihe bu hal ile geçecekler.</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>Yazar: Dr. Cemil ÇELİK</p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p>______<br><br></p>
<!-- /wp:paragraph -->

<!-- wp:paragraph -->
<p><a href="https://hukukiayna.com/aihm-yalcinkaya-kararina-karsi-kayseri-agir-ceza-mahkemesinin-alternatifi-var-mi/#_ftnref1"></a>&nbsp;Bu tabir benim tabirim. Böyle bir durumu karşılayacak hukuki başka bir kavram yok. “Suç işlemiş olurlar” denebilir ama o olayın diğer bir boyutu. Tabii ki haklarında görevi kötüye kullanmak ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından soruşturmalar yapılacaktır.</p>
<!-- /wp:paragraph -->]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/aihm-karar-analizleri/aihm-yalcinkaya-kararina-karsi-kayseri-agir-ceza-mahkemesinin-alternatifi-var-mi/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Iaşe Bedeli Talep Edilmesi Halinde,Hükümlülerin Verecekleri Dilekçe Örnekleri</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/iase-bedeli-talep-edilmesi-halindehukumlulerin-verecekleri-dilekce-ornekleri/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 12:43:42 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[…… CEZA İNFAZ KURUMU MÜDÜRLÜĞÜNE
HÜKÜMLÜ         : Ad-Soyad (TC Kimlik No:……)
VASİSİ               : …… (TC Kimlik No: …..)
ADRES               : ……
KONUSU           : Ödeme gücü bulunma...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[11
10
<p><strong>…… CEZA İNFAZ KURUMU MÜDÜRLÜĞÜNE</strong></p>
<p><strong><u>HÜKÜMLÜ         :</u></strong><strong> </strong>Ad-Soyad (TC Kimlik No:……)</p>
<p><strong><u>VASİSİ               :</u></strong> …… (TC Kimlik No: …..)</p>
<p><strong><u>ADRES               :</u></strong> ……</p>
<p><strong><u>KONUSU           :</u></strong><strong> </strong>Ödeme gücü bulunmaması nedeniyle yiyecek bedelinin tahsil edilmemesi talebi</p>
<ol>
<li>Vasisi olduğum …., kurumunuzda hükümlü olarak bulunmaktadır. Bu kapsamda tarafına yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmesi söz konusudur.</li>
<li>2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasında, “<em>Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.</em>” hükmü yer almakta ise de; aynı maddenin 6. fırkasında “<em>İş yurtlarında çalıştırılanlar ile <strong><u>ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz</u></strong>.’</em>’ hükmüyle yiyecek bedeli alınmayacaklar belirtilmiştir.</li>
<li>Tahakkuk ettirilen yemek bedellerinin dayandırıldığı kanuna göre ödeme gücü olmayanlardan bu bedellerin alınmayacağı ifade edilmektedir. Bu bağlamda vasisi olduğum …..’ın hükümlü olması nedeniyle herhangi bir geliri yoktur. <strong>(EK-1)</strong>Cebri icra yoluyla paraya çevrilecek malvarlığı da bulunmamaktadır. Eğitim hayatı devam eden çocukları vardır.</li>
<li>Bu nedenle vasisi olduğum ….’ın yiyecek bedeli tutarından muaf tutulmasını ve tarafına yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmemesini saygılarımla arz ve talep ederim.</li>
</ol>
<p> …….</p>
<p>Vasi</p>
<p>(İmza)</p>
<p>EK-1: Fakirlik İlmuhaberi</p>
<p><strong>….. NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİNE</strong></p>
<p><strong><em><u>ADLİ YARDIM TALEPLİDİR</u></em></strong></p>
<p><strong><u>DAVACI           :</u></strong> Ad-Soyad (T.C. Kimlik No: ….) adına</p>
<p><strong><u>VASİSİ             :</u></strong> ……. (TCKN:…..)</p>
<p><strong><u>ADRES             :</u></strong> ….</p>
<p><strong><u>DAVALI           :</u></strong> … Vergi Dairesi Başkanlığı</p>
<p><strong><u>D.KONUSU      :</u></strong> …….. Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı adına yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmesine ilişkin; Harçlar Vergi Dairesinin ……. Belge Nolu ve …. vade tarihli ödeme emrinin iptali istemi</p>
<p><strong><u>T.TARİHİ          :</u></strong> Dava konusu ödeme emirleri henüz tebliğ edilmemiş olup, davacı vasisi tarafından …… tarihinde e-Devlet üzerinden öğrenilmiştir. (Tebliğ edilmiş ise tebliğ tarihi yazılacak)</p>
<p><strong><u>AÇIKLAMA      :</u></strong></p>
<ol>
<li>Vasisi bulunduğum …… Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan …. adına …. Vergi Dairesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilmiş olan yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmiş ve gecikme faizi işletilmiştir. <strong>(EK-1: Vergi Borcu Sorgulama Evrakı)</strong></li>
<li>Dava konusu yiyecek bedeli tahakkuk işlemleri davacıya veya vasisi olarak tarafıma tebliğ edilmemiştir. Vasi olarak durumu ….. tarihinde e-Devlet üzerinden öğrendim. (Tebliğ varsa ona göre revize edilmeli)</li>
<li>2548 Sayılı Kanun’a göre ödeme gücü olmayanlardan yiyecek bedeli alınmaz. Bu nedenle Kanuna aykırı yapılan söz konusu işlem sebep yönünden hukuka aykırıdır.</li>
</ol>
<p>            2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasında, <em>“Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.”</em> hükmü yer almakta ise de; aynı maddenin 6. fırkasında <em>“İş yurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.’’</em> Denilerek hükme istisna getirilmiştir.</p>
<p>            Böylece, tahakkuk ettirilen yemek bedellerinin dayandırıldığı kanuna göre ödeme gücü olmayanlardan bu bedeller alınamayacaktır. Vasisi olduğum davacının hükümlü olması nedeniyle herhangi bir geliri de yoktur. Mal varlığı olarak, üzerinde tedbir kararı bulunan, aile konutu olarak kullanılan ve gelir getirmeyen bir evi vardır. Eşinin de hiçbir geliri ve mal varlığı yoktur. Hem icra hukuku mevzuatında hem de vergi hukuku mevzuatında borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceği ifade edilmektedir. Yani davacının ortada cebri icra yoluyla paraya çevrilecek hiçbir malvarlığı bulunmamaktadır. Eğitimleri devam eden iki çocuğu bulunmaktadır. Ailesinin desteği ile hayatını idame ettirmektedir. (Bu kısım kişinin malvarlığı durumuna göre revize edilmeli). Bu nedenle kanunda bedelin ödenmesine dair ödeme gücü olması koşulu gerçekleşmeden idari işlem tesis edilmesi nedeniyle işlem sebep unsuru açısından hukuka aykırıdır ve iptali gerekir.</p>
<ol start="4">
<li>Kanunda öngörülen usule uyulmadan yapılan işlem usul açısından da hukuka aykırıdır.</li>
</ol>
<p>            2548 sayılı Kanunda; <em>“…mahkumlara ödettirilecek yiyecek bedelleri hakkında kanun hükümlerine göre; Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmayan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeğe muktedir olup olmadıkları tahkik olunur. İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemeyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş’arı üzerine Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.” </em>Belirtilmektedir.</p>
<p>            Bu düzenlemeye göre; ödeme emri düzenlemeden önce Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından belediye veya kaymakamlık aracılığıyla kişinin bahse konu borcu ödeme gücünün bulunup bulunmadığının araştırılması ve bu araştırma neticesinde de kişinin ödeme gücünün bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.</p>
<p>            Ceza infaz kurumunca tahakkuk ettirilen yiyecek bedel borçları için yukarıda belirttiğimiz 2548 sayılı kanunda belirtilen yöntemle gerekli tahkikat yapılmamış, dolayısıyla bedelin tahakkuku için öngörülen usule aykırı işlem yapılmıştır. Nitekim bu durum bağlı bulunduğumuz belediye veya kaymakamlık birimlerinden de sorularak teyit edilebilir. Bu nedenle, Savcılıkça gerekli tahkikat yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemler şekil ve usul açısından da hukuka aykırıdır ve iptali gerekir.</p>
<ol start="5">
<li>Ödeme emri tebliğ edilmeden tahsil aşamasına geçip gecikme faizi işletilmesi de şekil ve usul açısından idari işlemi hukuka aykırı hale getirir. Dolayısıyla İptali gerekir.</li>
</ol>
<p>            2548 Sayılı Kanun’un 2/4 maddesinde “Tahsili Emval Kanunu” hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur şeklindeki hükümle, ceza evi yemek bedellerinin tahsilinde hangi usulün uygulanacağı belirlenmiştir.</p>
<p>            Tahsili Emval Kanunu (AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN) Madde 8’de; <em>“Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.” </em>Denmektedir.</p>
<p>            Yukarıdaki kanun maddelerinden anlaşıldığı üzere söz konusu alacaklar için yapılacak tebligatlarda vergi usul kanunu hükümleri geçerli olacaktır.</p>
<p>            Verginin tarhı, tebliği, tahakkuku ve tahsili şeklindeki vergilendirme sürecinde; tebliğ ile mükellefin işletebileceği idari ve yargısal süreler başlamak suretiyle, tarh edilen vergiye karşı dava açmaması veya vergi davası açmakla birlikte davasının reddedilmesi ile borç tahakkuk etmek suretiyle ödenmesi zorunlu hale gelecektir. Tebliğ aşamasında meydana gelen usule aykırı durumlar sebebiyle, vergi dairesince tespit edilen vergi borcu, ödenmesi zorunlu bir hal olmaktan çıkacaktır.</p>
<p>            Ayrıca kendisine vasi tayin edilen kişilerin sorumluluklarının doğması için kısıtlının kendisine değil vasisine yapılmış usule uygun bir tebligatın varlığı şarttır.</p>
<p>            Özetle vadesi geçmiş borç olarak görünen e-Devlet portalından öğrendiğim davacıya ait cezaevi yemek bedelleri ile ödeme emri ne hükümlü olan davacıya ne de vasisi olarak tarafıma tebliğ edilmemiştir. Ödeme emri tebliğ edilmemiş olmasına rağmen alacak olarak gösterilen kalemlere gecikme faizi işletilmiştir. Kanunda belirtilen usullere açıkça aykırı şekilde tesis edilmiş olan dava konusu bu işlemler bu yönüyle de hukuka aykırıdır ve iptali gerekir.</p>
<ol start="6">
<li>Çalışma imkânı olmayan hükümlünün yemek ücretinin ailesinden tahsili ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine ve sosyal devlet ilkesine de aykırıdır. Davacı hali hazırda hükümlü olduğu için herhangi bir işte çalışıp gelir elde etmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının hali hazırda gelir getiren herhangi bir malvarlığı da bulunmamaktadır. Yine ayrıca  davacı iş yurtlarında da çalıştırılmamaktadır. Bu durumda, bahse konu yemek bedellerinin ödemesi ailesine kalmaktadır. Yiyecek bedelinin aileye ödettirilmesi, ailesinin cezalandırılması sonucunu doğuracaktır. Bu durum Anayasanın 38. maddede yer alan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi ile 2. maddede yer alan sosyal devlet ilkesini ihlal etmektedir.</li>
</ol>
<p><strong><u>ADLİ YARDIM TALEBİ             :</u></strong></p>
<p>Vasisi olduğum davacı; kamu görevinden ihraç edilmiş olup, hali hazırda da hükümlüdür ve hiçbir işte çalışmamaktadır. Gelir getirici hiçbir malvarlığı da bulunmamaktadır. Bu sebeple, açtığı davaların yargılama masraflarını karşılayacak maddi gücü bulunmamaktadır. Bu nedenle, Başkanlığınızda görülen davanın yargılama masrafları davacıyı zor duruma düşürmektedir. Bu sebeplerle yargılamanın masrafları yönünden adli yardım kararı verilmesini isteme zarureti doğmuştur.</p>
<p><strong><u>SONUÇ VE İSTEM                   :</u></strong></p>
<p>Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle ve mahkemenin de re’sen gözeteceği sair hususlar karşısında davamızın KABULÜ ile;</p>
<ol>
<li>Yargılama giderlerinin ödenmesinde güçlük oluşacağından adli yardım kararı verilmesini,</li>
<li>…….. Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı adına yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmesine ilişkin; Harçlar Vergi Dairesinin ……. Belge Nolu ve …. vade tarihli ödeme emri işleminin iptaline,</li>
<li>Tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.</li>
</ol>
<p>Vasi …..</p>
<p><strong><u>EKLER                          :</u></strong></p>
<p>EK-1: Vergi Borcu Sorgulama Evrakı</p>
<p>EK-2: Vasilik belgesi ve Vesayet Makamının İzin Kararı</p>
<p>EK-3: Fakirlik Belgesi</p>
<p> </p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/iase-bedeli-talep-edilmesi-halindehukumlulerin-verecekleri-dilekce-ornekleri/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Tavsiye Edilen Kaynaklar</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-kitap-ve-yayinlar/tavsiye-edilen-kaynaklar/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 12:17:35 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Türk Anayasa Hukuku
 Prof. Dr. Ergun Özbudun: Türkiye’deki anayasa hukukuyla ilgili temel prensipleri ve kurumları anlatan kapsamlı bir kitap.
Türk Medeni Hukuku
 Prof. Dr. Mustafa Dural:...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Anayasa Hukuku</strong></p>
<p> Prof. Dr. Ergun Özbudun: Türkiye’deki anayasa hukukuyla ilgili temel prensipleri ve kurumları anlatan kapsamlı bir kitap.</p>
<p><strong>Türk Medeni Hukuku</strong></p>
<p> Prof. Dr. Mustafa Dural: Medeni hukuk alanında temel kavramları, kurumları ve uygulamaları ele alan bir başvuru kitabı.</p>
<p><strong>Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Hasan Erman: Türk ceza hukukunun genel ilkelerini ve temel kavramlarını açıklayan bir kaynak.</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-kitap-ve-yayinlar/tavsiye-edilen-kaynaklar/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Pasaport Başvurusunun Kabul Edilmesi Talebi</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/pasaport-basvurusunun-kabul-edilmesi-talebi/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 12:13:59 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[…. VALİLİĞİNE
BAŞVURAN        : …. (TCKN: ) adına
VELİSİ                   : ….. (TCKN: …)
ADRES                  :
KONU                   : Pasaport başvurusunun kabul edilmesi talebi
...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
9
<p><strong>…. VALİLİĞİNE</strong></p>
<p><strong><u>BAŞVURAN        :</u></strong> …. (TCKN: ) adına</p>
<p><strong><u>VELİSİ                   :</u></strong> ….. (TCKN: …)</p>
<p><strong><u>ADRES                  :</u></strong></p>
<p><strong><u>KONU                   :</u></strong> Pasaport başvurusunun kabul edilmesi talebi</p>
<p>Çocuklarım ….. adına velileri ve anneleri olarak …. tarihine pasaport randevusu almış, usulüne uygun pasaport başvurusu yapmış olmama rağmen, hiçbir gerekçe belirtilmeden pasaport başvurumuz reddedilmiştir. Tüm evraklarımız tamam olmasına rağmen, başvurunun hukuka aykırı şekilde reddedilmesi görevi kötüye kullanma mahiyetindedir.</p>
<p>Yasal mevzuat uyarınca ergin olmayanların pasaport başvurusu yapabilmesi için yasal temsilcilerinin muvafakat vermiş olmaları gerekmektedir. Yasal temsilcinin başvuruda hazır bulunması halinde başvuru merkezince muvafakatı alınabilmektedir. Yasal temsilcinin bizzat başvuru sırasında hazır olamayacağı durumda ise noterlerden veya dış temsilciliklerden düzenlettirilmiş olan muvafakatname sunulması yeterlidir.</p>
<p>Çocukların annesi olarak, başvuru sırasında bizzat hazır olduğum için, ayrıca bir muvafakatname sunmama yasal olarak ihtiyaç bulunmamaktadır. Çocukların babası … ise apostilli ve noter tercümeli muvafakatname vermiştir.</p>
<p>Apostil, yabancı devlet makamları tarafından düzenlenmiş bir belgenin ayrıca bir tasdik işlemine gerek duymaksızın bir başka devletin makamı tarafından geçerli olarak kabul edilmesine yönelik olan işlemdir. Apostil işleminin tamamlanması ile birlikte, belgenin gerçekliği ve içeriğinin doğruluğu onaylanmış olur. Apostil işlemi yaptırılan belge, başka hiçbir onaya ve işleme gerek olmaksızın Lahey Konferansı’na üye veya taraf ülkelerde yasal olarak kullanılabilir.</p>
<p>Apostil, bizim de taraf olduğumuz 6 Ekim 1961 tarihli Lahey Konvansiyonu ile düzenlenmiştir. Bu Sözleşme ile bir akit devletin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer bir akit devletin ülkesinde ibraz edilecek olan resmi belgelerin diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından onaylanması zorunluluğu kaldırılmış bulunmaktadır.</p>
<p>Yabancı memleketlerde usule uygun şekilde yapılan noterlik işlemlerinin Türkiye’de geçerli olabilmesi için 1512 sayılı Noterlik Kanununun 195. Maddesi gereğince, noterlik işlemi adı altındaki ilgili ülkenin yetkili merciinin imza ve mührünün konsolos tarafından onanması veya akit devletler yönünden “Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılmasına İlişkin Lahey Sözleşmesi” uyarınca “Apostil” şerhini taşıması gerekmektedir. Bunların dışında, apostil şerhinin Türkiye’de tasdik ettirilmesi gerektiğine dair bir usul 1512 sayılı Noterlik Kanunu ile Yönetmeliğinde bulunmamaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak; çocukların babası tarafından gönderilen muvafakatnamenin, gönderilen ülkenin yasal mevzuatına uygun olarak çıkarıldığı, muvafakatname üzerine apostil şerhinin alındığı, noter onaylı resmi tercümesinin de yaptırıldığı, Lahey Sözleşmesi gereğince söz konusu apostilli muvafakatnamenin tüm geçerlilik unsurlarını taşıdığı, yine bu sözleşme uyarınca artık ülkemizde herhangi bir makam tarafından tasdikinin yapılmasının gerekmediği, böyle bir tasdik şartının ileri sürülmesinin yasal dayanağının bulunmadığı ve noterlik mevzuatına da aykırı olduğu açıktır.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle; çocukların babası tarafından verilen muvafakatnamenin tüm geçerlilik unsurlarını sağlamasına rağmen, çocuklar adına yapılan pasaport taleplerinin reddedilmiş olması hukuka aykırıdır. Yasal dayanaktan uzak ve gerekçesiz ret işleminin kaldırılmasını ve çocuklar adına yapılan pasaport talebinin kabul edilerek, pasaportlarının verilmesini talep ederim.</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/pasaport-basvurusunun-kabul-edilmesi-talebi/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Yiyecek Bedelinin Alınmaması İçin Verilecek Dilekçe</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/yiyecek-bedelinin-alinmamasi-icin-verilecek-dilekce/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 12:10:28 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[…… CEZA İNFAZ KURUMU MÜDÜRLÜĞÜNE
 
HÜKÜMLÜ         : Ad-Soyad (TC Kimlik No:……)
VASİSİ               : …… (TC Kimlik No: …..)
ADRES               : ……
KONUSU           : Ödeme gücü bulu...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[8
<p><strong>…… CEZA İNFAZ KURUMU MÜDÜRLÜĞÜNE</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>HÜKÜMLÜ         :</u></strong> Ad-Soyad (TC Kimlik No:……)</p>
<p><strong><u>VASİSİ               :</u></strong> …… (TC Kimlik No: …..)</p>
<p><strong><u>ADRES               :</u></strong> ……</p>
<p><strong><u>KONUSU           :</u></strong> Ödeme gücü bulunmaması nedeniyle yiyecek bedelinin tahsil edilmemesi talebi</p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<ol>
<li>Vasisi olduğum …., kurumunuzda hükümlü olarak bulunmaktadır. Bu kapsamda tarafına yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmesi söz konusudur.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasında, “<em>Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.</em>” hükmü yer almakta ise de; aynı maddenin 6. fırkasında “<em>İş yurtlarında çalıştırılanlar ile <strong><u>ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz</u></strong>.’</em>’ hükmüyle yiyecek bedeli alınmayacaklar belirtilmiştir.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="3">
<li>Tahakkuk ettirilen yemek bedellerinin dayandırıldığı kanuna göre ödeme gücü olmayanlardan bu bedellerin alınmayacağı ifade edilmektedir. Bu bağlamda vasisi olduğum …..’ın hükümlü olması nedeniyle herhangi bir geliri yoktur. <strong>(EK-1)</strong> Cebri icra yoluyla paraya çevrilecek hiçbir malvarlığı da yoktur. Eğitim hayatı devam eden çocukları bulunmaktadır.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="4">
<li>Bu nedenle vasisi olduğum ….’ın yiyecek bedeli tutarından muaf tutulmasını ve tarafına yiyecek bedeli tahakkuk ettirilmemesi saygılarımla arz ve talep ederim.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> ...….</p>
<p>Vasi</p>
<p>(İmza)</p>
<p> </p>
<p>EK-1: Fakirlik İlmuhaberi</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/yiyecek-bedelinin-alinmamasi-icin-verilecek-dilekce/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Tarafsız Koğuşa Geçme Yönünde verilen Dilekçe</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/tarafsiz-kogusa-gecme-yonunde-verilen-dilekce/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 12:08:17 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[…  CEZA VE İNFAZ KURUMU MÜDÜRLÜĞÜNE
                                                                                            ...
 
 
                                                  ...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
7
<p><strong>…  CEZA VE İNFAZ KURUMU MÜDÜRLÜĞÜNE</strong></p>
<p><strong>                                                                                            ...</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>                                                          </p>
<p><strong><u>TUTUKLU/HÜKÜMLÜ                :</u></strong> Ad-Soyad (T.C. Kimlik No: ….)</p>
<p> </p>
<p><strong><u>TALEP                                              :</u></strong> Tarafsız bir koğuşa geçme talebi hk.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>HALİHAZIRDAKİ KOĞUŞU       :</u></strong> (şuan hangi koğuşta kalıyorsa ör: C-16 Koğuşu)</p>
<p> </p>
<p><strong><u>AÇIKLAMALAR                           :</u></strong></p>
<p> </p>
<ol>
<li>... Mahkemesinin …. sayılı kararı ile hakkımda …. suçundan hüküm kuruldu ve …. tarihinden itibaren tutuklu, … tarihinden itibaren de hükümlü olarak ….. Müdürlüğünde kalmaktayım.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>Soruşturma ve kovuştumanın tüm aşamalarında üzerime atılı suçu işlemediğimi ve herhangi bir terör ve suç örgütüne üye olmadığımı defaatle belirtmeme rağmen neticede ... Mahkemesinin ... kararı ile ... suçundan hakkımda hüküm verildi.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="3">
<li>Her tutuklu ve hükümlü gibi kurumunuza geldiğimde hangi koğuşta kalacağıma idare ve gözlem kurulu kararı ile karar verildi. Yani terör veya suç örgütü üyesi suçlamasıyla tutuklu ya da hükümlü olan kişilerle kendi rızamla aynı koğuşta bulunmamaktayım.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="4">
<li>Cezaevinde kaldığım süre zarfındaki söz ve davranışlarım, resmi makamlarla olan ilişkilerim, koğuşta sergilediğim kişiliğim, kayda alınan telefon görüşmelerim, yazdığım mektuplar ve dilekçeler çerçevesinde herhangi bir terör veya suç örgütü ile bağ kurmadığım ve iletişim halinde olmadığım açık ve ortadadır.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="5">
<li>Ayrıca herhangi bir terör veya suç örgütü ile ilgili müspet bir beyanda bulunmadığım ve herhangi bir terör veya suç örgütünün üyesi olduğum yönünde aktif eylem ve söylem geliştirmediğim kurumunuzca izlenmekte ve bilinmektedir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p><strong><u>SONUÇ VE TALEP                        :</u></strong></p>
<p>Yukarıda anlattığım bağlamda herhangi bir terör örgütü veya suç örgütü ile irtibatım yoktur. Bu sebeple cezamdan arta kalan süreyi tarafsız bir koğuşta tamamlamak istediğimi bildirir gereğinin ivedilikle yerine getirilmesini kurumunuzdan talep ederim.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>                                                                                                                         <strong> imza</strong></p>
<p><strong>                                                                                                          Tutuklu/Hükümlü Ad-Soyad</strong></p>
<p> </p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/tarafsiz-kogusa-gecme-yonunde-verilen-dilekce/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>MSB Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla ihraç halinde ihraç işleminin iptali için dava dilekçesi ankesör takipsizlik</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/msb-yuksek-disiplin-kurulu-karariyla-ihrac-halinde-ihrac-isleminin-iptali-icin-dava-dilekcesi-ankesor-takipsizlik/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 11:56:06 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[……… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
                                               
 
                                                           ADLİ YARDIM TALEPLİDİR                 
 
...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
6
<p><strong>……… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA</strong></p>
<p><strong>                                               </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>                                                           ADLİ YARDIM TALEPLİDİR</strong>                 </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVACI                     :</u></strong> İsim/Soyisim/TC Kimlik No/Son Görevi/Adres</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVALI                     :</u></strong> Milli Savunma Bakanlığı/Ankara</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVA KONUSU       :</u></strong> Milli Savunma Bakanlığı ……… Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görev yaparken, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama ilişkin ………. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ………. tarih ve ……. Karar sayılı işleminin <strong>İPTALİ</strong> ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığım parasal ve özlük haklarımın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte <strong>İADESİ</strong> istemine ilişkindir.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>TEBLİĞ TARİHİ     :</u></strong> …….</p>
<p> </p>
<p><strong><u>AÇIKLAMALAR    :</u></strong></p>
<p> </p>
<p>            Milli Savunma Bakanlığı ……. Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görevli iken; ………. tarafından hakkımda idari soruşturma açılmış ve bu idari soruşturmada ………… tarihli Disiplin Soruşturma Raporuyla Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmam teklif edilmiştir <strong>(EK-1)</strong>. Bu rapora karşı tarafımca yazılı savunma sunulmuş ve cezalandırılma talebimin reddedilerek hakkımda disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep edilmiştir <strong>(EK-2)</strong>. Daha sonra ……… Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından savunmam alınmış ve sonrasında da ………… Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ……… tarih ve …….. Karar sayılı kararıyla, 6413 sayılı Kanunun 20/1-h maddesi uyarınca Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama karar verilmiş ve söz konusu karar ……… tarihinde tarafıma tebliğ edilmiştir <strong>(EK-3)</strong>.</p>
<p> </p>
<p>            Dava konusu işlemin gerekçesinde şahsımla ilgili olarak özetle;</p>
<p> </p>
<p>            - Kamu görevinden çıkarma nedenlerinin sadece örgüte üyelikle sınırlı tutulmayıp irtibatlı ve iltisaklı olanların da kamu görevinden çıkarılabileceği, bu nedenle hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen <u>soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar/yargılamada beraat kararı</u> verilmesinin idari işlem tesis etmeye engel teşkil etmediği,</p>
<p> </p>
<p>            - Ankesörlü telefonlardan arandığım ve bu aramalardan bazılarının ardışık olduğu,</p>
<p> </p>
<p>            -Bu nedenlerle terör örgütlerine veya MGK`ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliğim, mensubiyetim veya iltisakım yahut bunlarla irtibatım bulunduğu kanaatine varıldığından, 6413 sayılı Kanunun 20/1-h maddesinde tanımlanan disiplinsizliği gerçekleştirdiğim</p>
<p> </p>
<p>            Hususları iddia edilmiştir. Ancak söz konusu iddialar gerçeğe aykırı iddialar olup söz konusu iddialara dayanılarak hakkımda dava konusu işlemin tesis edilmesi açıkça hukuka aykırıdır. Bu hususu açıklayacak olursam;</p>
<p> </p>
<ol>
<li><strong> Genel Açıklamalarım </strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>6413 sayılı Kanun`un 20/1. maddesinde;</li>
</ol>
<p> </p>
<p>            "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:</p>
<p> </p>
<ol>
<li>h) Terör örgütleriyle ilişkisi olmak: Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmaktır.”</li>
</ol>
<p> </p>
<p>            Şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca hakkımda Devlet memurluğundan çıkarma cezasının tesis edilebilmesi için, terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olduğumun, örgütlere yardım ettiğimin, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullandığımın ya da kullandırdığımın veya bu örgütlerin propagandasını yaptığımın ortaya konulmasının gerektiği açıktır.</p>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>Hakkımda tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasında ise özetle benim ankesörlü telefonlardan arandığım ve hakkımda yürütülen <u>soruşturmada takipsizlik kararı/yargılamada beraat kararı</u> verildiği belirtildiği halde Fetö/Pdy örgütüyle ne tür bir eylem birliği içerisinde bulunduğum, bu örgüte ne şekilde yardım ettiğim, örgütü desteklemeye yönelik kamu imkân ve kaynaklarını ne şekilde kullandığım veya örgütün propagandasını nasıl yaptığım hususları açıkça ortaya konulamamış ve ifade edilememiştir. <strong>Bu durum da dava konusu işlemin soyut ve matbu ifadelerle tesis edildiğini ve bu yönüyle gerekçesiz olup hukuka aykırı olduğunu göstermektedir.</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="3">
<li>Kaldı ki hakkımda yürütülen <u>soruşturmada takipsizlik kararı/yargılamada beraat kararı</u> verilmiş olması benim kanunda tanımlanan söz konusu eylemleri gerçekleştirmediğimi açıkça göstermektedir. Buna rağmen hakkımda verilmiş yargı kararı görmezden gelinerek dava konusu işlemin tesis edilmesi açıkça hukuka aykırıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li><strong> Ankesörlü Telefonlardan Örgütsel Saikle Arandığım İddiasına Karşı Açıklamalarım</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>Öncelikle belirtmek isterim ki daha önce hakkımda, ankesörlü telefonlardan arandığım iddiasıyla, Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan <u>soruşturma/kovuşturma</u> yürütülmüş, ancak bu <u>soruşturmada …… Cumhuriyet Başsavcılığının …… tarih ve ………. Soruşturma-Karar nolu kararıyla/kovuşturmada ……… Ağır Ceza Mahkemesinin ………. tarih ve ……… Esas-Karar sayılı kararıyla</u> hakkımda <u>kovuşturmaya yer olmadığına dair karar/beraat kararı</u> verilmiştir <strong>(EK-4)</strong>. Söz konusu kararda;</li>
</ol>
<p> </p>
<p>"………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………”şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. <strong>Bu nedenle şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli ankesör araması olmadığı ve Fetö/Pdy örgütünün üyesi veya mensubu olmadığım kesin olarak anlaşılmıştır. </strong></p>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>Bunun yanı sıra şahsıma isnat edilen ankesörlü telefonlardan aranma iddiası, yasal saklama süreleri dolmuş olan HTS kayıtlarına dayanmaktadır. Yine söz konusu HTS kayıtları, haklarında herhangi bir soruşturma yürütülmeyen ve bu nedenle CMK`nın 135/6. maddesine göre HTS kayıtlarının çıkartılması mümkün olmayan kişilere ait sabit telefonların HTS kayıtlarıdır. <strong>Bu nedenlerle söz konusu HTS kayıtları açıkça hukuka aykırı delil niteliğinde olup bu hukuka aykırı delillere dayanılarak ankesörlü telefonlardan örgütsel iletişim amacıyla arandığımın iddia edilip suçlanmam açıkça hukuka aykırıdır.</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="3">
<li>Şahsıma isnat edilen ankesör aramalarını kimin yaptığı ve konuşma içeriğinin ne olduğunu belli değildir. Hakkımda yürütülen adli ve idari soruşturmadaki savunmalarımda ayrıntılı olarak açıkladığım üzere, bahse konu aramaların yapıldığı dönemde ……………. görevi yürüttüğümden bu görevim gereği ……………. kişiler tarafından sabit telefonlardan arandığım olmuştur. <strong>Bu nedenle şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının bu durumdan kaynaklanmış olma ihtimali söz konusudur. Nitekim hakkımda verilen yargı kararında da şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli arama kriterleri ile uyumlu olmadığının tespit edilmesi de bu durumu doğrulamakta ve şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli arama olmadığını açıkça göstermektedir.</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="4">
<li>Tüm bunlara rağmen salt ankesörlü telefonlardan aranmış olmam iddiası nedeniyle, bu ankesör aramalarının niteliğine ve yargı kararında belirtilen tespitlere bakılmaksızın, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmam açıkça hukuka aykırıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p><strong>            III. Dava Konusu İşlemin Masumiyet Karinesine Aykırı Olduğuna İlişkin Açıklamalarım</strong></p>
<p> </p>
<p>            Hakkımda ankesörlü telefonlardan aranma ve Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yürütülen <u>soruşturma/kovuşturma</u> sonucunda, iddia edilen aramaların örgütsel saikle yapılmış aramalar olmadığı ve örgüt üyesi olmadığım tespit edilerek <u>takipsizlik/beraat</u> kararı verilmiştir. <strong>Buna rağmen dava konusu işlemde aynı iddialar ileri sürülerek, Fetö/Pdy silahlı terör örgütüyle üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisak şeklinde bağ içinde bulunduğum iddia edilmiştir. Bu nedenle dava konusu işlemle şahsım açısından Masumiyet Karinesi (Lekelenmeme Hakkı) açıkça ihlal edilmiştir.</strong> Bu hususu açıklayacak olursam;</p>
<p> </p>
<ol start="38">
<li>T.C. Anayasasının 38. maddesi, "...Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz..." hükmünü amirdir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir suç ile itham edilen herkesin suçluluğu sabit oluncaya kadar masum sayılacağı" belirtilmiş, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün güvencenin sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile yasaca suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 38. maddesinde düzenlenmiş olan ve kısaca "masumiyet karinesi" olarak anılan bu ilkeye göre; bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça suçlu sayılması veya suçlu gibi muamele görmesi olanaklı değildir.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li>AİHM, masumiyet karinesi ilkesinin cezai anlamda bir usul teminatıyla sınırlı kalmayıp, daha geniş kapsamlı olduğuna ve hiçbir devlet temsilcisinin bir mahkeme tarafından mahkum edilmeden bir kişiyi suçlu olarak gösteremeyeceğine (Fransa aleyhine Allenet de Ribemont davası), ayrıca masumiyet karinesinin sadece hakim ya da bir mahkeme tarafından değil, başka resmi makamlar tarafından da ihlal edilebileceğine (Litvanya aleyhine Daktaras davası) hükmetmiştir. <strong>Bu açıdan bakıldığında masumiyet karinesine uygun hareket etme yükümlülüğü sadece yargıya değil, aynı zamanda idareye de ait bir yükümlülüktür.</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>Nitekim Anayasa Mahkemesi`nin 02.07.2020 tarih ve 2016/13566 Başvuru Nolu kararında;</li>
</ol>
<p> </p>
<p>            "55. <strong>Disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hallerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmaması beklenir. Aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmaz. Bu bakımdan idari mahkemeler dahil devletin diğer otoritelerinin beraat kararından şüphe duyulmasına yol açacak biçimde hareket etmekten kaçınmaları gerekir</strong> (benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Baş, par. 62).</p>
<p> </p>
<p>            .....................................</p>
<p> </p>
<ol start="58">
<li>Kullanılan ifadelere bakıldığında ceza mahkemesi kararında ulaşılan sonucun tartışmaya açılmasının yanında kararı okuyanlarda başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmektedir. Bu durumda beraat kararı anlamsız hale gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüş; öte yandan iki yargı kolu arasında başvurucunun gizliliğin ihlali suçunu işleyip işlemediğiyle ilgili olarak çelişkili kararların ortaya çıkmasına sebep olunmuştur. Dolayısıyla masumiyet karinesinin ikinci boyutu ihlal edilmiştir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Baş, par. 65).</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="59">
<li>Ayrıca Ceza Mahkemesinin ulaştığı kanaatin isabetli olmadığının veya hatalı olduğunun düşünülmesinin, İdare Mahkemesinin başvurucunun masumiyetine saygı gösterme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Ceza Mahkemesi kararındaki isabetsizlik masumiyet karinesine istisna getirilmesini gerektiren bir durum değildir. Masumiyet karinesine saygı gösterilmesindeki kamusal yarar, bazı durumlarda haksızlık teşkil eden fiili işleyenin disiplin yönünden yaptırımsız kalmasını bile haklılaştıracak derecede önemlidir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Baş, par. 66)."</li>
</ol>
<p> </p>
<p>            Şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. </p>
<p> </p>
<ol>
<li>Bu bağlamda belirtmek isterim ki, hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi aksine Fetö ile hiçbir ilişkimin olmadığını gösterir nitelikte <u>takipsizlik/beraat</u> kararı verilmiştir. <strong>Buna rağmen hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen <u>takipsizlik/beraat</u> kararının ve bu yargılamadaki iddiaların, aleyhime bir delilmiş gibi kabul edilip anlamsız hale getirilerek hakkımda tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma işlemine gerekçe yapılması ve böylece dava konusu işlemle örgüt üyesi gibi lanse edilmiş olmam masumiyet karinesine açıkça aykırıdır. Bu yönüyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesinin gerektiği açıktır.</strong></li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<ol>
<li><strong> Diğer Hak İhlallerine İlişkin Açıklamalarım</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<p>            Hakkımda masumiyet karinesine aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlem nedeniyle bir daha kamu görevinde çalışmam yasaklanarak ve adeta sivil ölüm oluşturur şekilde Devlet memurluğundan çıkarıldım. Ayrıca hakkımda tesis edilen işlem Devlet memurluğundan çıkarmaya ilişkinse de, söz konusu işlemin Devletin tüm resmi kayıtlarına işlenmesi nedeniyle, bu yaptırım sonrasında özel sektörde dahi iş bulamam çok zordur. Dolayısıyla yasadışı yapı, oluşum veya gruplarla somut hiçbir ilgim kurulmadığı halde, dava konusu işlemle ömür boyu ekonomik ve sosyal haklarımdan ve dolayısıyla medeni haklarımdan mahrum bırakılmam söz konusudur. <strong>Bu nedenle dava konusu işlem nedeniyle masumiyet karinesinin yanı sıra Anayasada düzenlenen kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkım, özel hayatın gizliliği ve korunması hakkım ve kamu hizmetine girme hakkım ihlal edilmiştir.</strong></p>
<p> </p>
<p>            Kişilerin haklarının kısıtlamasının sınırları, milletlerarası hukuka aykırı olmama ve durumun gerektirdiği ölçüde olma kriterleridir. Dolayısıyla kamu görevlisi olarak çalışma hakkına karşı alınan önlemin ulusal güvenlik için alınmış olması yeterli olmayıp bu önlemin demokratik bir toplumda zorunlu olarak alınmış olması gerekmektedir. Avrupa Sosyal Haklar Komitesine göre, insanların özgürce iş edilenebilme haklarına getirilecek sınırlamalar, sadece kamu düzeni ve ulusal güvenlik alanında sorumlulukları bulunanlar veya bu nitelikte fonksiyonları yerine getirenler için öngörülmemişse, demokratik bir toplumda zorunluluk niteliğini taşıdığını söylemek de mümkün değildir. Bu nitelikte görevler üstlenmeyen kişilere, hem de sınırsız olarak belirli istihdam alanlarının kapatılması demokratik toplumda kabul edilemez. <strong>Yukarıda yer alan açıklamalarım karşısında kamu düzeni ve ulusal güvenlikle ilgili tehdit oluşturduğumun somut olarak kanıtlanamadığı, aksine bu şekilde bir tehdit oluşturan hiçbir eylemimin olmadığı açıktır. Ayrıca görevim gereği kamu düzeni ve ulusal güvenlik alanında sorumlulukları bulunan bir kişi de olmadığım açıktır. Buna rağmen daimi olarak kamu hizmetine girmekten mahrum bırakılmamın uluslararası kriterlere de aykırı olduğu açıktır. </strong></p>
<p> </p>
<p>            İnsanların iş ve meslek seçme özgürlüğüne getirilen, kapsam ve süre sınırı olmayan kısıtlamaların kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen Anayasa’ya ve uluslararası antlaşmalara aykırı olduğu da açıktır. Kişinin çalışma hayatına ilişkin orantısız müdahaleler, dış dünya ile sağlıklı ilişkiler geliştirmeyi engellendiği için AİHS’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayat güvencesini ve AİHS’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılığa uğramama hakkını da ihlal etmektedir. (Sidabras ve Dziautas/Litvanya No. 55480/00, 59330/00)  </p>
<p> </p>
<p><strong>            ADLİ YARDIM TALEBİ</strong></p>
<p> </p>
<p>            Kamu görevinden ihraç edildikten sonra ve halen hiçbir işte çalışmamaktayım. Başkaca hiçbir gelirim de olmadığından açtığım davaların yargılama masraflarını karşılayacak maddi gücüm bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemenizde görülecek davanın yargılama masrafları yönünden adli yardım kararı verilmesini talep ediyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DELİLLER                          :</u></strong> Dava Dilekçesi ekinde sunulan evraklar ile her türlü yasal delil.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>HUKUKİ SEBEPLER        :</u></strong> AİHS, Anayasa, İYUK ve ilgili her türlü sair mevzuat hükmü.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>SONUÇ VE İSTEM             :</u></strong> Yukarıda açıklanan ve Mahkemenizin de re’sen gözeteceği sair hususlar karşısında davamın <strong>KABULÜ</strong> ile;</p>
<p> </p>
<ol>
<li>Milli Savunma Bakanlığı ……… Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görev yaparken, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama ilişkin ………. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ………. tarih ve ……. Karar sayılı işleminin <strong>İPTALİNE</strong>,</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>Bu işlem nedeniyle yoksun kaldığım parasal ve özlük haklarımın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte <strong>İADESİNE,</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="3">
<li>Tüm yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,</li>
</ol>
<p>Karar verilmesini arz ve talep ederim. …………..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>                                                                                                          İsim/Soyisim</p>
<p>                                                                                                                 İmza</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><u>EKLER         :</u></strong></p>
<ol>
<li>…… Tarihli Disiplin Soruşturma Raporu</li>
<li>İdari Soruşturma Raporuna Karşı Sunduğum Yazılı Savunma</li>
<li>……. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ………… Tarih ve …… Karar Sayılı Kararı ve Tebliğ Evrakı</li>
<li><u>…… Cumhuriyet Başsavcılığının …… Tarih ve ………. Soruşturma-Karar Nolu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı/……… Ağır Ceza Mahkemesinin ………. Tarih ve ……… Esas-Karar Sayılı Beraat Kararı</u></li>
</ol>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/msb-yuksek-disiplin-kurulu-karariyla-ihrac-halinde-ihrac-isleminin-iptali-icin-dava-dilekcesi-ankesor-takipsizlik/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>MSB YSK kararıyla ihraç halinde idarenin savunmasına karşı cevap dilekçesi ankesör takipsizlik</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/idari-dava-dilekceleri/msb-ysk-karariyla-ihrac-halinde-idarenin-savunmasina-karsi-cevap-dilekcesi-ankesor-takipsizlik/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 11:53:42 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[……… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
                                               
 
DOSYA NO               : ………
 
DAVACI                     : İsim/Soyisim/TC Kimlik No
 
DAVALI     ...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
5
<p><strong>……… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA</strong></p>
<p><strong>                                               </strong></p>
<p> </p>
<p><strong><u>DOSYA NO               :</u></strong> ………</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVACI                     :</u></strong> İsim/Soyisim/TC Kimlik No</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVALI                     :</u></strong> Milli Savunma Bakanlığı/Ankara</p>
<p> </p>
<p><strong><u>KONU                        :</u></strong> Davalı idarenin savunmasına karşı cevabımın sunulmasına ilişkindir.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>TEBLİĞ TARİHİ     :</u></strong> …….</p>
<p> </p>
<p><strong><u>AÇIKLAMALAR    :</u></strong></p>
<p> </p>
<p>            Milli Savunma Bakanlığı ……. Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görevli iken ……….. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ……… tarih ve …….. Karar sayılı kararıyla, 6413 sayılı Kanunun 20/1-h maddesi uyarınca Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama karar verilmiştir. Bunun üzerine işbu dava açılmıştır.</p>
<p> </p>
<p>            Dava dilekçeme karşı davalı idare tarafından savunma sunulmuştur. Davalı idarenin savunma dilekçelerinde özetle, dava konusu işlemde yer alan ankesörlü telefonlardan arandığım ve hakkımda <u>soruşturma/kovuşturma</u> yürütüldüğü iddialarına yer verilmiş, dava dilekçemde ileri sürdüğüm hususların kabul edilemez olduğu iddia edilmiş ancak buna ilişkin hiçbir gerekçeye yer verilememiştir. Ancak dava dilekçemde ileri sürdüğüm hususlara cevap verilememiştir. Bu durum da dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu açıkça göstermektedir. Dava dilekçemde açıkladığımız hususları aynen tekrar etmekle birlikte davalı idarenin savunmasına karşı cevaplarım şu şekildedir;</p>
<p> </p>
<ol>
<li>Ayrıntılarını dava dilekçemde açıkladığım üzere hakkımda, dava konusu meslekten çıkarma işleminde yer alan iddialarla benzer iddialara dayanılarak "Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yürütülen <u>soruşturmada takipsizlik kararı/kovuşturmada beraat kararı</u> verilmiştir. Söz konusu kararda yer alan açıklamalardan şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli ankesör araması olmadığı ve Fetö/Pdy örgütüyle hiçbir ilişkimin bulunmadığı kesin olarak anlaşılmaktadır.</li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="2">
<li>Şahsıma isnat edilen ankesörlü telefonlardan aranma iddiası, yasal saklama süreleri dolmuş olan HTS kayıtlarına dayanmaktadır. Yine söz konusu HTS kayıtları, haklarında herhangi bir soruşturma yürütülmeyen ve bu nedenle CMK`nın 135/6. maddesine göre HTS kayıtlarının çıkartılması mümkün olmayan kişilere ait sabit telefonların HTS kayıtlarıdır. Ayrıca söz konusu aramaların içerikleri de tespit edilmemiş olup söz konusu aramalarda ne konuşulduğu belli değildir. <strong>Buna rağmen ankesörlü telefonlardan arandığım iddiasıyla Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmam açıkça hukuka aykırıdır. </strong></li>
</ol>
<p> </p>
<ol start="3">
<li>Her ne kadar davalı idarenin savunmasında örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğum iddiasına da yer verilmişse de, dava konusu işlemin dayanağı olan 6413 sayılı Kanunun 20. maddesinde örgütle irtibatlı ve iltisaklı olmak şeklinde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle örgütle irtibatlı ve iltisaklı olanların Devlet memurluğundan çıkarılacağına ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığından da dava konusu işlemin ve davalı idarenin savunmasının hukuka aykırı olduğu ortadadır.</li>
<li>Dava dilekçemde de açıklandığı üzere, davalı idarenin soyut ve gerçeğe aykırı iddialarının aksine, Fetö/Pdy örgütüyle herhangi bir şekilde irtibatımın, iltisakımın veya bağımın olduğunu gösterir hiçbir husus yoktur. Aksine Fetö/Pdy örgütüyle herhangi bir irtibatımın, iltisakımın veya bağımın bulunmadığını gösterir şekilde hakkımda verilmiş yargı kararı mevcuttur. <strong>Bu nedenlerle hakkımda tesis edilen dava konusu işlemin keyfi bir işlem olduğu ve hukuka aykırı olduğu açıktır.</strong></li>
</ol>
<p>           </p>
<ol start="5">
<li>Hakkımda ankesörlü telefonlardan aranma ve Fetö/Pdy örgütü üyeliği suçundan yürütülen <u>soruşturma/kovuşturma</u> sonucunda, iddia edilen aramaların örgütsel saikle yapılmış aramalar olmadığı ve örgüt üyesi olmadığım tespit edilerek <u>takipsizlik/beraat kararı</u> verilmesine rağmen dava konusu işlemde aynı iddialar ileri sürülerek, Fetö/Pdy silahlı terör örgütüyle üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisak şeklinde bağ içinde bulunduğum iddia edilmiştir. <strong>Hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza <u>soruşturması/kovuşturması</u> sonucu verilen <u>takipsizlik/beraat</u> kararının ve bu <u>soruşturmadaki/kovuşturmadaki</u> iddiaların aleyhime bir delilmiş gibi kabul edilip anlamsız hale getirilerek Devlet memurluğundan çıkarılma işlemime gerekçe yapılması ve örgüt üyesi gibi lanse edilmiş olmam masumiyet karinesine açıkça aykırıdır. Bu yönüyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesinin gerektiği açıktır.</strong></li>
</ol>
<p> </p>
<p>            <strong><u>NETİCE ve TALEP :</u></strong> Yukarıda açıkladığım nedenlerle ve Mahkemenizin de re’sen gözeteceği sair hususlar karşısında; Davalı idarenin savunmalarına itibar edilmeyerek davamın <strong>KABULÜNE</strong> karar verilmesini arz ve talep ederim. ……/……/……</p>
<p> </p>
<p><strong>            </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>                                                                                                          İsim/Soyisim</p>
<p>                                                                                                                 İmza</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/idari-dava-dilekceleri/msb-ysk-karariyla-ihrac-halinde-idarenin-savunmasina-karsi-cevap-dilekcesi-ankesor-takipsizlik/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>KHK ile ihraç olmuş askeri personelden yurtdışı eğitim masraflarının talep edilmesine ilişkin açılan davada kullanılmak üzere yazılan cevap dilekçesi örneği</title>
                        <link>https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/khk-ile-ihrac-olmus-askeri-personelden-yurtdisi-egitim-masraflarinin-talep-edilmesine-iliskin-acilan-davada-kullanilmak-uzere-yazilan-cevap-dilekcesi-ornegi/</link>
                        <pubDate>Sun, 19 May 2024 11:50:26 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[(KHK’yla İhraç Olmuş Askeri Personelden Yurtdışı Eğitim Masraflarının Talep Edilmesine İlişkin Açılan Davada Kullanılmak Üzere Avukat Tarafından Yazılan Cevap Dilekçesi Örneğidir. Eğer Avuka...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p> </p>
4
<p>(KHK’yla İhraç Olmuş Askeri Personelden Yurtdışı Eğitim Masraflarının Talep Edilmesine İlişkin Açılan Davada Kullanılmak Üzere Avukat Tarafından Yazılan Cevap Dilekçesi Örneğidir. Eğer Avukatınız Yoksa Tüm Yazıyı Kendi Dilinizde Yazmayı Unutmayınız)</p>
<p>Not: Kırmızıyla yazılan yerler uyarı amaçlıdır, bu kısımları silmeyi unutmayınız!</p>
<p> </p>
<p>ANKARA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE</p>
<p>(DAVANIN AÇILDIĞI MAHKEMENİN ADINI YAZINIZ)</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><u>DOSYA NO                           </u></strong>: .../...</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVALI                                 </u></strong>: Ad-soyad-T.C. No-Adres</p>
<p> </p>
<p><strong><u>VEKİLİ                                 </u></strong>: Varsa avukatınızın adı soyadı-adresi</p>
<p> </p>
<p><strong><u>DAVACI                                </u></strong>: Karşı taraf bilgisi. Genelde “Milli Savunma Bakanlığı (MSB)”</p>
<p> </p>
<p><strong><u>VEKİLİ                                 </u></strong>: Davayı açan ve MSB yi temsil eden avukatın bilgisi</p>
<p> </p>
<p><strong><u>KONU                                   </u></strong>: Cevap dilekçemizin sunulmasından ibarettir.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>AÇIKLAMALAR                </u></strong>:</p>
<p> </p>
<p>            İlk paragraflarda ne zaman göreve başladığınızı ve başınızdan geçen olayları ve sizden yurtdışı masraflarının istenilmesine kadar olan sürece kısaca özetleyin. Daha sonra bu borcun neden talep edilemeyeceğine dair hukuki argümanlara geçebilirsiniz.</p>
<p>            Öte yandan yukarıda belirtilen somut gerçeklilikler ile beraber aşağıda açıklayacağımız hukuki gerekçelerde davacının davası haksız olup reddi gereklidir.</p>
<ol>
<li><strong>Davacı kurum müvekkil için yurtdışı eğitim masraflarıyla ilgili ödeme yapmışşa buna ilişkin fatura veya belgeleri dava dilekçesinde sunmamıştır.</strong></li>
</ol>
<p>Davacı kurum müvekkilin eğitim masrafları için bir ödeme yapmışsa buna ilişkin fatura veya belgeleri dava dilekçesine sunması gerekirdi. Davacı kurum talep ettiği miktarın ne kadarlık kısmını ödediğine dair bir delil sunmadığı için davacı tarafından bu davanın reddi gerekmektedir.</p>
<ol start="2">
<li><strong>675 sayılı KHK’nın m. 10 Gereği Yurtdışı Eğitim Masrafları Müvekkilden Talep Edilemez.</strong></li>
</ol>
<p>Davacı kurum herhangi bir ödeme yapıldığını ispatlasa bile, 675 sayılı KHK m. 10 gereği KHK’larla ihraç edilenlerin mecburi hizmet yükümlülükleri ve buna bağlı borç yükümlülükleri ortadan kalkar, bu kişilere imzalatılan yüklenme senetlerinde yazılı olan tutarlar kendilerinden tahsil ve talep edilemez düzenlemesi karşısında müvekkile yapılan eğitim masraflarının talep edilmesi hukuka aykırıdır. Bu KHK’nın 10. maddesi kamu görevinden çıkarılan personelin, “<strong>Mecburi hizmet yükümlülükleri ve mecburi hizmete bağlı borç yükümlülükleri ortadan kalkar, buna ilişkin dava ve borç takibi işlemlerine son verilir. Bunlardan alınmış olan yüklenme senetleri ve muteber imzalı müteselsil kefalet senetlerinde yazılı olan tutarlar, ilgili kamu personelinden yahut kefillerinden talep ve tahsil edilmez</strong>” şeklindedir.</p>
<p>            Müvekkilin imzaladığı yüklenme senedinde, Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına yüksek lisans  eğitiminde bulunduğu sürenin sonunda, bu sürenin iki katı mecburi hizmette bulunacağına ilişkin bir hüküm bulunmaktadır. Ayrıca 926 sayılı kanunun 113 maddesi açıkça yurtdışına eğitime gönderilen subay ve astsubayların yükümlülük sürelerinin, gidiş-dönüş tarihleri arasında geçen sürenin 2 katına uzayacağını belirmektedir. Müvekkilin KHK ile ihraç edilmiş olması zorunlu hizmet süresini gerçekleştirememesine sebep olmuştur. Eğer müvekkil mecburi hizmet süresi sonunda KKK’ dan ihraç edilmiş olsaydı yüklenme senedi Madde 5 gereği eğitim masrafları müvekkilden istenilemeyecekti.</p>
<p>            Son olarak söz konusu 675 sayılı KHK’nın 10. maddesi, OHAL kapsamında çıkan ve çıkacak bütün KHK’ları kapsamış ve ayrıca “kamu görevinden” çıkarılanlar tabirini kullanarak asker, polis, öğretmen ya da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bursiyeri gibi bir ayrıma gitmemiştir. OHAL kapsamında çıkarılan KHK’larla ihraç edilen yurtdışında doktora ve yüksek lisans eğitiminde bulunan MEB ve YLSY bursiyerlerinden de söz konusu eğitim masrafları 675 sayılı KHK m.10(1)(b) gereği talep edilmemiştir (onların da imzaladıkları sözleşme senetleri mecburi hizmet süresi öngörmüştür). Dolayısıyla KHK’yla ihraç olan bazı askerlerden de bu KHK m.10 hükmü gereği eğitim masrafları istenmesi hukuka aykırıdır.</p>
<ol start="3">
<li><strong>Müvekkil Yüklenme Senedinde Belirtilen Durumların Herhangi Birinden Dolayı Yüklenme Senedini İhlal Etmemiştir.</strong></li>
</ol>
<p>            İlk derece mahkemesi müvekkilin KHK’yla ihraç edildiği  gerekçesiyle sözleşmeyi ihlal ettiği ve yapılan harcamaların sebepsiz kaldığı kanaatine varmıştır.  Yüklenme senedinin 5. maddesinde “mecburi hizmetin ifası sırasında inzibati veya cezai yollardan çıkarılmam veya istifa suretiyle ayrılmam halinde eksik kalan mecburi hizmet süremle orantılı olarak 6.maddede belirtilen matlubatı KKK’ya nakden ve tamamen ödemeyi taahhüt ederim” denilmektedir. Senedin 3. Maddesinde “İngiltere  den izin süremin bitmesi halinde 6 gün içinde döneceğimi taahhüt ederim, aksi halde 6. maddede belirtilen hükümlerin uygulanmasına muvafakat ederim. Uluslararası anlaşma ve yüklenme senedine aykırı hareket etmem halinde yurda geri çağrılabileceğimi bu takdirde 6. maddedeki müeyyidelere razı olacağımı beyan ederim” denilmektedir. KHK’yla yapılan ihraçlar müvekkilin spesifik olarak herhangi bir suç işlediğini belirtmemiştir. KHK’yla yapılan ihraçlar idari tasarruf niteliğinde değerlendirildiği için de dosyada müvekkilin yurda geri çağrılmasını gerektirecek eğitimi sırasında mevzuata ve senede aykırı fiil ve davranışlarının bulunduğuna, eğitim süresinin tamamladığı halde yurda dönmediğine dair bir tespit söz konusu değildir. Yine müvekkil mecburi hizmetin ifası sırasında inzibati ve cezai yoldan ihraç edilmemiş, istifa etmemiş, müstafi addedilmemiştir.</p>
<ol start="4">
<li><strong>Davacı Kurumun, Ödenen Aylıkların İadesini ve Eğitim Masraflarının ise Mecburi Hizmet Yükümlülüğünün Geriye Kalan Kısmıyla Orantılı Bir Hesaplama Yapmadan Tamamının İadesini Talep Etmesi Kanuna Aykırıdır.</strong></li>
</ol>
<p><strong>            </strong>926 sayılı kanunun 112. Maddesi gereğince mecburi hizmet yükümlülüğü yerine getirmeden ayrılan veya ilişiği kesilenler, kendilerine yapılan <u>eğitim masraflarını</u> yükümlülük sürelerinin <u>geriye kalan kısmıyla orantılı</u> olarak faizleriyle öderler denilmesine rağmen müvekkilden, kalan mecburi hizmet süresiyle orantılı bir hesaplama yapılmadan yurt dışı eğitim kurumuna yapılan masrafların tamamı ve ayrıca <u>yurtdışı aylıklarının tamamı</u> geri istenmiştir. Ne dava dilekçesinde ne de davacı tarafından daha sonra mahkemeye sunulan dilekçelerde mecburi hizmet süresi, kalan mecburi hizmet süresi bildirilmemiş, ayrıca eğitim masraflarıyla birlikte kanunda sözü edilmeyen ve <u>eğitim masrafı niteliğinde olmayan yurt dışı aylıklar da</u> geri istenmiştir.</p>
<p>            Müvekkile ödenen aylıkların iadesini öngören herhangi bir yasal düzenleme olmadığı halde böyle bir talepte bulunulması hukuka aykırıdır. Velev ki müvekkil KHK ile değil de disiplin soruşturması neticesinde ya da başka bir şekilde ihraç edilseydi bile bu mümkün olamazdı. Davacı kurum, yine hukuka aykırı da olsa, en azından eğitim giderleri ve benzeri masraflar ile ödenen aylıkları ayrıştırması gerekmekteydi. Davacı kurum, bu ayrımı yaptıktan sonra ise eğitim masraflarını eksik hizmet süresiyle orantılı hesap etmesi gerekirken, müvekkile ödenen aylığın bile talep edilmesi hukuka aykırıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>SONUÇ VE İSTEM             </u></strong>:</p>
<p>            Yukarıda açıklanan sebeplerle ve mahkemenin re’sen gözeteceği sair hususlar karşısında haksız davanın reddiyle yargılama harç ve giderlerinin davacı kurum üzerine bırakılmasını talep ederiz. .../.../...</p>
<p> </p>
<p>                                                          </p>
<p> </p>
<p>                                                                                                                      İmza</p>
<p>                                                                                                                      AD-SOYAD</p>
<p>                                                                                                                     </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><u>EKLER                      :</u></p>
<p>EK-1: Yazışmalar</p>
<p>EK-2: Baska delileriniz varsa ekleyin.</p>
<p>EK-3: Vekaletname Sureti</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://hukukiayna.com/forum/"></category>                        <dc:creator>Cemil Çelik</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://hukukiayna.com/forum/hukuki-basvurular/khk-ile-ihrac-olmus-askeri-personelden-yurtdisi-egitim-masraflarinin-talep-edilmesine-iliskin-acilan-davada-kullanilmak-uzere-yazilan-cevap-dilekcesi-ornegi/</guid>
                    </item>
							        </channel>
        </rss>
		