29 Ocak 2026, Perşembe
12.3 C
İstanbul
Bildirimler
Tümünü temizle

Dilekçe Şablonu MSB Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla ihraç halinde ihraç işleminin iptali için dava dilekçesi ankesör takipsizlik

1 Gönderiler
1 Üyeler
0 Reactions
290 Görüntüleme
Cemil Çelik avatarı
(@cemilcelik)
Gönderiler: 13
Üye Admin
Konu başlatıcı
 
wpf-cross-image

 

……… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

                                              

 

                                                           ADLİ YARDIM TALEPLİDİR                 

 

 

DAVACI                     : İsim/Soyisim/TC Kimlik No/Son Görevi/Adres

 

DAVALI                     : Milli Savunma Bakanlığı/Ankara

 

DAVA KONUSU       : Milli Savunma Bakanlığı ……… Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görev yaparken, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama ilişkin ………. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ………. tarih ve ……. Karar sayılı işleminin İPTALİ ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığım parasal ve özlük haklarımın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte İADESİ istemine ilişkindir.

 

TEBLİĞ TARİHİ     : …….

 

AÇIKLAMALAR    :

 

            Milli Savunma Bakanlığı ……. Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görevli iken; ………. tarafından hakkımda idari soruşturma açılmış ve bu idari soruşturmada ………… tarihli Disiplin Soruşturma Raporuyla Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmam teklif edilmiştir (EK-1). Bu rapora karşı tarafımca yazılı savunma sunulmuş ve cezalandırılma talebimin reddedilerek hakkımda disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmesi talep edilmiştir (EK-2). Daha sonra ……… Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından savunmam alınmış ve sonrasında da ………… Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ……… tarih ve …….. Karar sayılı kararıyla, 6413 sayılı Kanunun 20/1-h maddesi uyarınca Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama karar verilmiş ve söz konusu karar ……… tarihinde tarafıma tebliğ edilmiştir (EK-3).

 

            Dava konusu işlemin gerekçesinde şahsımla ilgili olarak özetle;

 

            - Kamu görevinden çıkarma nedenlerinin sadece örgüte üyelikle sınırlı tutulmayıp irtibatlı ve iltisaklı olanların da kamu görevinden çıkarılabileceği, bu nedenle hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar/yargılamada beraat kararı verilmesinin idari işlem tesis etmeye engel teşkil etmediği,

 

            - Ankesörlü telefonlardan arandığım ve bu aramalardan bazılarının ardışık olduğu,

 

            -Bu nedenlerle terör örgütlerine veya MGK`ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliğim, mensubiyetim veya iltisakım yahut bunlarla irtibatım bulunduğu kanaatine varıldığından, 6413 sayılı Kanunun 20/1-h maddesinde tanımlanan disiplinsizliği gerçekleştirdiğim

 

            Hususları iddia edilmiştir. Ancak söz konusu iddialar gerçeğe aykırı iddialar olup söz konusu iddialara dayanılarak hakkımda dava konusu işlemin tesis edilmesi açıkça hukuka aykırıdır. Bu hususu açıklayacak olursam;

 

  1. Genel Açıklamalarım

 

  1. 6413 sayılı Kanun`un 20/1. maddesinde;

 

            "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

 

  1. h) Terör örgütleriyle ilişkisi olmak: Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmaktır.”

 

            Şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca hakkımda Devlet memurluğundan çıkarma cezasının tesis edilebilmesi için, terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olduğumun, örgütlere yardım ettiğimin, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullandığımın ya da kullandırdığımın veya bu örgütlerin propagandasını yaptığımın ortaya konulmasının gerektiği açıktır.

 

  1. Hakkımda tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasında ise özetle benim ankesörlü telefonlardan arandığım ve hakkımda yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı/yargılamada beraat kararı verildiği belirtildiği halde Fetö/Pdy örgütüyle ne tür bir eylem birliği içerisinde bulunduğum, bu örgüte ne şekilde yardım ettiğim, örgütü desteklemeye yönelik kamu imkân ve kaynaklarını ne şekilde kullandığım veya örgütün propagandasını nasıl yaptığım hususları açıkça ortaya konulamamış ve ifade edilememiştir. Bu durum da dava konusu işlemin soyut ve matbu ifadelerle tesis edildiğini ve bu yönüyle gerekçesiz olup hukuka aykırı olduğunu göstermektedir.

 

  1. Kaldı ki hakkımda yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı/yargılamada beraat kararı verilmiş olması benim kanunda tanımlanan söz konusu eylemleri gerçekleştirmediğimi açıkça göstermektedir. Buna rağmen hakkımda verilmiş yargı kararı görmezden gelinerek dava konusu işlemin tesis edilmesi açıkça hukuka aykırıdır.

 

  1. Ankesörlü Telefonlardan Örgütsel Saikle Arandığım İddiasına Karşı Açıklamalarım

 

  1. Öncelikle belirtmek isterim ki daha önce hakkımda, ankesörlü telefonlardan arandığım iddiasıyla, Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma/kovuşturma yürütülmüş, ancak bu soruşturmada …… Cumhuriyet Başsavcılığının …… tarih ve ………. Soruşturma-Karar nolu kararıyla/kovuşturmada ……… Ağır Ceza Mahkemesinin ………. tarih ve ……… Esas-Karar sayılı kararıyla hakkımda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar/beraat kararı verilmiştir (EK-4). Söz konusu kararda;

 

"………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………”şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Bu nedenle şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli ankesör araması olmadığı ve Fetö/Pdy örgütünün üyesi veya mensubu olmadığım kesin olarak anlaşılmıştır.

 

  1. Bunun yanı sıra şahsıma isnat edilen ankesörlü telefonlardan aranma iddiası, yasal saklama süreleri dolmuş olan HTS kayıtlarına dayanmaktadır. Yine söz konusu HTS kayıtları, haklarında herhangi bir soruşturma yürütülmeyen ve bu nedenle CMK`nın 135/6. maddesine göre HTS kayıtlarının çıkartılması mümkün olmayan kişilere ait sabit telefonların HTS kayıtlarıdır. Bu nedenlerle söz konusu HTS kayıtları açıkça hukuka aykırı delil niteliğinde olup bu hukuka aykırı delillere dayanılarak ankesörlü telefonlardan örgütsel iletişim amacıyla arandığımın iddia edilip suçlanmam açıkça hukuka aykırıdır.

 

  1. Şahsıma isnat edilen ankesör aramalarını kimin yaptığı ve konuşma içeriğinin ne olduğunu belli değildir. Hakkımda yürütülen adli ve idari soruşturmadaki savunmalarımda ayrıntılı olarak açıkladığım üzere, bahse konu aramaların yapıldığı dönemde ……………. görevi yürüttüğümden bu görevim gereği ……………. kişiler tarafından sabit telefonlardan arandığım olmuştur. Bu nedenle şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının bu durumdan kaynaklanmış olma ihtimali söz konusudur. Nitekim hakkımda verilen yargı kararında da şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli arama kriterleri ile uyumlu olmadığının tespit edilmesi de bu durumu doğrulamakta ve şahsıma isnat edilen ankesör aramalarının örgütsel nitelikli arama olmadığını açıkça göstermektedir.

 

  1. Tüm bunlara rağmen salt ankesörlü telefonlardan aranmış olmam iddiası nedeniyle, bu ankesör aramalarının niteliğine ve yargı kararında belirtilen tespitlere bakılmaksızın, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmam açıkça hukuka aykırıdır.

 

            III. Dava Konusu İşlemin Masumiyet Karinesine Aykırı Olduğuna İlişkin Açıklamalarım

 

            Hakkımda ankesörlü telefonlardan aranma ve Fetö/Pdy silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yürütülen soruşturma/kovuşturma sonucunda, iddia edilen aramaların örgütsel saikle yapılmış aramalar olmadığı ve örgüt üyesi olmadığım tespit edilerek takipsizlik/beraat kararı verilmiştir. Buna rağmen dava konusu işlemde aynı iddialar ileri sürülerek, Fetö/Pdy silahlı terör örgütüyle üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisak şeklinde bağ içinde bulunduğum iddia edilmiştir. Bu nedenle dava konusu işlemle şahsım açısından Masumiyet Karinesi (Lekelenmeme Hakkı) açıkça ihlal edilmiştir. Bu hususu açıklayacak olursam;

 

  1. T.C. Anayasasının 38. maddesi, "...Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz..." hükmünü amirdir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir suç ile itham edilen herkesin suçluluğu sabit oluncaya kadar masum sayılacağı" belirtilmiş, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11. maddesinin birinci fıkrasında ise, "Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün güvencenin sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile yasaca suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 38. maddesinde düzenlenmiş olan ve kısaca "masumiyet karinesi" olarak anılan bu ilkeye göre; bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça suçlu sayılması veya suçlu gibi muamele görmesi olanaklı değildir.

 

  1. AİHM, masumiyet karinesi ilkesinin cezai anlamda bir usul teminatıyla sınırlı kalmayıp, daha geniş kapsamlı olduğuna ve hiçbir devlet temsilcisinin bir mahkeme tarafından mahkum edilmeden bir kişiyi suçlu olarak gösteremeyeceğine (Fransa aleyhine Allenet de Ribemont davası), ayrıca masumiyet karinesinin sadece hakim ya da bir mahkeme tarafından değil, başka resmi makamlar tarafından da ihlal edilebileceğine (Litvanya aleyhine Daktaras davası) hükmetmiştir. Bu açıdan bakıldığında masumiyet karinesine uygun hareket etme yükümlülüğü sadece yargıya değil, aynı zamanda idareye de ait bir yükümlülüktür.

 

  1. Nitekim Anayasa Mahkemesi`nin 02.07.2020 tarih ve 2016/13566 Başvuru Nolu kararında;

 

            "55. Disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hallerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmaması beklenir. Aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmaz. Bu bakımdan idari mahkemeler dahil devletin diğer otoritelerinin beraat kararından şüphe duyulmasına yol açacak biçimde hareket etmekten kaçınmaları gerekir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Baş, par. 62).

 

            .....................................

 

  1. Kullanılan ifadelere bakıldığında ceza mahkemesi kararında ulaşılan sonucun tartışmaya açılmasının yanında kararı okuyanlarda başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet verildiği görülmektedir. Bu durumda beraat kararı anlamsız hale gelmiş ve başvurucunun masumiyetine gölge düşürülmüş; öte yandan iki yargı kolu arasında başvurucunun gizliliğin ihlali suçunu işleyip işlemediğiyle ilgili olarak çelişkili kararların ortaya çıkmasına sebep olunmuştur. Dolayısıyla masumiyet karinesinin ikinci boyutu ihlal edilmiştir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Baş, par. 65).

 

  1. Ayrıca Ceza Mahkemesinin ulaştığı kanaatin isabetli olmadığının veya hatalı olduğunun düşünülmesinin, İdare Mahkemesinin başvurucunun masumiyetine saygı gösterme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Ceza Mahkemesi kararındaki isabetsizlik masumiyet karinesine istisna getirilmesini gerektiren bir durum değildir. Masumiyet karinesine saygı gösterilmesindeki kamusal yarar, bazı durumlarda haksızlık teşkil eden fiili işleyenin disiplin yönünden yaptırımsız kalmasını bile haklılaştıracak derecede önemlidir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Barış Baş, par. 66)."

 

            Şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. 

 

  1. Bu bağlamda belirtmek isterim ki, hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi aksine Fetö ile hiçbir ilişkimin olmadığını gösterir nitelikte takipsizlik/beraat kararı verilmiştir. Buna rağmen hakkımda Fetö/Pdy silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen takipsizlik/beraat kararının ve bu yargılamadaki iddiaların, aleyhime bir delilmiş gibi kabul edilip anlamsız hale getirilerek hakkımda tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma işlemine gerekçe yapılması ve böylece dava konusu işlemle örgüt üyesi gibi lanse edilmiş olmam masumiyet karinesine açıkça aykırıdır. Bu yönüyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesinin gerektiği açıktır.

 

  1. Diğer Hak İhlallerine İlişkin Açıklamalarım

 

            Hakkımda masumiyet karinesine aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlem nedeniyle bir daha kamu görevinde çalışmam yasaklanarak ve adeta sivil ölüm oluşturur şekilde Devlet memurluğundan çıkarıldım. Ayrıca hakkımda tesis edilen işlem Devlet memurluğundan çıkarmaya ilişkinse de, söz konusu işlemin Devletin tüm resmi kayıtlarına işlenmesi nedeniyle, bu yaptırım sonrasında özel sektörde dahi iş bulamam çok zordur. Dolayısıyla yasadışı yapı, oluşum veya gruplarla somut hiçbir ilgim kurulmadığı halde, dava konusu işlemle ömür boyu ekonomik ve sosyal haklarımdan ve dolayısıyla medeni haklarımdan mahrum bırakılmam söz konusudur. Bu nedenle dava konusu işlem nedeniyle masumiyet karinesinin yanı sıra Anayasada düzenlenen kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkım, özel hayatın gizliliği ve korunması hakkım ve kamu hizmetine girme hakkım ihlal edilmiştir.

 

            Kişilerin haklarının kısıtlamasının sınırları, milletlerarası hukuka aykırı olmama ve durumun gerektirdiği ölçüde olma kriterleridir. Dolayısıyla kamu görevlisi olarak çalışma hakkına karşı alınan önlemin ulusal güvenlik için alınmış olması yeterli olmayıp bu önlemin demokratik bir toplumda zorunlu olarak alınmış olması gerekmektedir. Avrupa Sosyal Haklar Komitesine göre, insanların özgürce iş edilenebilme haklarına getirilecek sınırlamalar, sadece kamu düzeni ve ulusal güvenlik alanında sorumlulukları bulunanlar veya bu nitelikte fonksiyonları yerine getirenler için öngörülmemişse, demokratik bir toplumda zorunluluk niteliğini taşıdığını söylemek de mümkün değildir. Bu nitelikte görevler üstlenmeyen kişilere, hem de sınırsız olarak belirli istihdam alanlarının kapatılması demokratik toplumda kabul edilemez. Yukarıda yer alan açıklamalarım karşısında kamu düzeni ve ulusal güvenlikle ilgili tehdit oluşturduğumun somut olarak kanıtlanamadığı, aksine bu şekilde bir tehdit oluşturan hiçbir eylemimin olmadığı açıktır. Ayrıca görevim gereği kamu düzeni ve ulusal güvenlik alanında sorumlulukları bulunan bir kişi de olmadığım açıktır. Buna rağmen daimi olarak kamu hizmetine girmekten mahrum bırakılmamın uluslararası kriterlere de aykırı olduğu açıktır.

 

            İnsanların iş ve meslek seçme özgürlüğüne getirilen, kapsam ve süre sınırı olmayan kısıtlamaların kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen Anayasa’ya ve uluslararası antlaşmalara aykırı olduğu da açıktır. Kişinin çalışma hayatına ilişkin orantısız müdahaleler, dış dünya ile sağlıklı ilişkiler geliştirmeyi engellendiği için AİHS’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayat güvencesini ve AİHS’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılığa uğramama hakkını da ihlal etmektedir. (Sidabras ve Dziautas/Litvanya No. 55480/00, 59330/00)  

 

            ADLİ YARDIM TALEBİ

 

            Kamu görevinden ihraç edildikten sonra ve halen hiçbir işte çalışmamaktayım. Başkaca hiçbir gelirim de olmadığından açtığım davaların yargılama masraflarını karşılayacak maddi gücüm bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemenizde görülecek davanın yargılama masrafları yönünden adli yardım kararı verilmesini talep ediyorum.

 

DELİLLER                          : Dava Dilekçesi ekinde sunulan evraklar ile her türlü yasal delil.

 

HUKUKİ SEBEPLER        : AİHS, Anayasa, İYUK ve ilgili her türlü sair mevzuat hükmü.

 

SONUÇ VE İSTEM             : Yukarıda açıklanan ve Mahkemenizin de re’sen gözeteceği sair hususlar karşısında davamın KABULÜ ile;

 

  1. Milli Savunma Bakanlığı ……… Komutanlığı emrinde …….. rütbesiyle görev yaparken, Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasıyla cezalandırılmama ilişkin ………. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ………. tarih ve ……. Karar sayılı işleminin İPTALİNE,

 

  1. Bu işlem nedeniyle yoksun kaldığım parasal ve özlük haklarımın işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte İADESİNE,

 

  1. Tüm yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,

Karar verilmesini arz ve talep ederim. …………..

 

 

                                                                                                          İsim/Soyisim

                                                                                                                 İmza

 

 

 

 

 

 

EKLER         :

  1. …… Tarihli Disiplin Soruşturma Raporu
  2. İdari Soruşturma Raporuna Karşı Sunduğum Yazılı Savunma
  3. ……. Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ………… Tarih ve …… Karar Sayılı Kararı ve Tebliğ Evrakı
  4. …… Cumhuriyet Başsavcılığının …… Tarih ve ………. Soruşturma-Karar Nolu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı/……… Ağır Ceza Mahkemesinin ………. Tarih ve ……… Esas-Karar Sayılı Beraat Kararı

 
Gönderildi : 19 Mayıs 2024 12:56
Paylaş: